17 Şubat 2009 Salı

aşık olup susmak...

susup kalbini dinlemektir.âşık olup da susmak vardır, cümleler kurmak istersin, ama kuracağın tüm cümlelerin yetersiz kalacağını bilirsin, cümlelerin özeti bellidir sevda, ama sevdanın içi çok başkadır, anlatımı herkes için bambaşkadır, ama susarsın, çünkü bilirsin anlattıkların karşındakinin anlayabileceği kadardır, daha da ötesi yoktur. birden fuzuli gibi düşünmeye başlarsın sussan gönül razı değildir, söylesen tesiri yok gibi hissedersin. âşık olmak suskunluğu gerektirir, çünkü kalbinin sesini dinlersin, onu iyi dinleyebilmek için susman gerekir, susman gerekir ki kulak verebilesin. sen konuştuğunda belki kulak vermeyecek birileri varken, en güzeli senin kalbine kulak vermen değil midir?

kalp derki dinle beni
dinle ki söyleyebil seviyorum seni

insan aşık olduğunda susabilir, zaten adamlar şarkısını da yapmamış mı, bir gün bir çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem, alay edip güler misin yoksa sende sever misin? alay etsin ne olacak demeyin, duygular alayı kaldırmaz, alayı kaldırabilse zaten adı aşk olmaz. birde düşünsenize aşık olduğun kişi seninle alay ediyor, bir kere aşkı kaybettiğin yetmiyor gibi bir de aşık olduğun varlığın insan olmadığını anlamak zorunda kalırsın. o zaman dersin ki keşke bir çiçeği sevseydim, en azından adını gül kordum dikeni daha az incitici olurdu. bilirdin batacak olan dikeni. susmak kimi zaman çok şey anlatır. aşk suskunluğu kaldırır mı derseniz, işte onu bilen henüz yok, suskunluğu kaldırmıyorsa haykırsın seviyorum seni, ya da yardım istersin onur akın’dan “seviyorum seni ekmeği tuza banıp banıp yer gibi” ya da birden bir sanat müziği gelir dile

“git diyemem kal diyemem, sen goncasın gül diyemem çok severim, söylemem sorma güzel ne olursun”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder