28 Şubat 2009 Cumartesi

titremek

içim üşüyo şu an...titriyorum...
hem avrsın,hem de yok...ordasın ama soğuksun...konuşmuyosun bile...sen böyle yaptığında nasıl da kötü olurum hep biliyo musun??nerden bilceksin ki...ben ne kadar değerliyim sanki hayatında...değerli miyim ki??
ağlamak...tek istediğim...

27 Şubat 2009 Cuma

...

aslına bakarsan bunu sana niye yazıyorum bende bilmiyorum...ama ne bileyim,senden saklım olmasın istiyorum...
dün gece bildiğim bişeyi duydum sonunda,açık açık...anew olmasından şüphelendiğim...dün gece beni çok sevdiğini söyledi...hatta aşık...üzülüyorum onun için,hemde çok...benim yaşadıklarımı yaşıyo o da...hayatında değilim diyorum,tüm hayatım sensin diyo...baş harfimi görmek bile mutlu ediyomuş onu...ben kimsryi böyle üzmek istemezdim...beni sevme lütfen dedim,unut beni...onu seviyorum ben,asla sen olmayacaksın...bekleme beni,gelmem...
vazgeçmiyo...umarım bigün unutur herşeyi...beni...
unutmak istemiyomuş..
bunlar bana öyle tanıdık geldi ki...o bana aşkını anlattıkça,sana olan aşkımı gördüm...seni nasıl sevdiğimi gördüm...
beni 1 sn görmeyi hiç bişeye değişmezmiş...benim seni görmeyi değişmeyeceğim gibi...
aslında hayatım boyunca birinin beni böyle sevmesini istedim,birinin tüm hayatı olayım istedim...biri beni benden daha çok düşünsün istedim...ama böyle olsun istemedim...onun benim yüzümden üzülmesini hiç istemedim...
dün gece bi kalbi kırdım ben,hayatta en çok korktuğum şey bu...ama yapcak bişey de yok,o da biliyo seni...bişey beklemiyo benden...
sen olmazsan ben kimseyle olamam ki...ben seni çok seviyorum...

mutlu

aslında biraz geç kalmış bi yazı bu...gene özledim seni,gene pek mutlu değilim...ama o gün gerçekten mutluydum...
eczaneye geldiğim gün...nasıl da mutsuz ayrıldım yanından...bütün gün ağlama modunda gezdim..akşam ağladım...herkese kötüyüm dedim msnde...dr diye tanıdığına da yeşil gözlü kankama da seni anlattım...olmayacak biliyorum dedim,kötüyüm...üzgünüm dedim,ağlıyorum...
sonra sen geldin msne:) girer girmez de pişşt:) kankamla dertleşiyorum dedim...ne derdin var.çok mu dertlisin dedin...evet diyemedim...sonra iletilerim...ruhumun yaşlı olması...ve umutsuz bi aşka tutulduğumu düşünmen...evet diyemedim...sensin o diyemedim...tüm hayatım sensin diyemedim...sen olmazsan kimse olmayacak...kim olduğunu anlamadın mı hala gerçekten...herşeyi bu kadar gözünün içine sokarken...herşeyi böylesine görmen için yaparken...umarım bigün anlarsın...
gene güldük eğlendik...hırçın ve tehlike:) sonra....senı kızgın görmemm...tek kelimeyle beni mutlu edebiliyosun:)
ama en çok iletilerimi takip etmen hoşuma gitti sanırım...kız kurusu laflarım:)
beni gereçkten umursuyor musun bilmiyorum...bazen gerçekten umrunda olduğumu hissediyorum,bazen de öylesine değersiz...
kaç gündür yoksun gene ortada...yarın gelicem eczaneye gene...seni çok özledim çünkü...seni görmeden yaşayamıyorum ki...
yarın görüşürüz aşkım:)

24 Şubat 2009 Salı

bu kez anladım...

hata mı yaptım diyorum bugün gelmekle?seni çok özlemiştim,hemde çoook...dayanamadım artık...
geldim de ne oldu sanki??aslında çok şey oldu...senin için hiç bi değerim olmadığını anladım...senin için hiç önemli değilim,bunu anladım...senin hayatında olsam da olmasam da senin için fark eden bişey olmayacak bunu anladım...
seni çok sevdiğimi ve unutmayı düşünemediğimi dahi fark ettim...

ve beni asla sevmeyeceğini anladım...


ablanla bugünkü muhabbettimiz güzeldi aslında:) okul bitmeden evlen diyo:S sen olmadan mı??hiç sanmıyorum aslında...hiç bi şekilde olcak şey değil...keşke senle olsa,sen yanımda olsan...ömür boyu ellerimden tutsan...bak hala hayal kuruyorum,kendimi üzmeye devam ediyorum...olmayacak biliyorum...
sensizlik çok ağır geldi biliyo musun??düşüncesi bile çok ağır...ama gerçek de bu...

sensiz olacaağını kabul ettiğim hayatımın ilk günü...bu kez anladım ki hayatımın hiç bi döneminde yanımda olmaycaksın...
seni çok seviyorum...

20 Şubat 2009 Cuma

sevmek ne imiş

uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez...
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
ne çarşaf halden anlar,ne yastık...
girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık...
onun unutamadığın hayali,
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine...
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın....
sevmek ne imiş bir gün anlarsın....

ben ve sen...

ellerine bakarım,

gözlerine bakarım,

dudaklarına bakarım.

gözlerin bana bakar,

ben gözlerine bakarım,

sen gülümsersin..

..ben susarım.

özel olmadığını anlamak...

hayal kırıklığı!

bu mudur aslında olmak istediğiniz? bu hikayenin sonunda kitabın kapağı kapanıp, kitap yerine konarken akılda kalan sonun "mutlu son" olmaması için hak edilecek ne yaptınız ki?

belki fazla üzerine titremek idi hatalı olan ya da manaların anlamlarını kaydırmaya olan eğiliminiz..olanı farklı görme isteğinin, davranışlarının analizinde yapılan çok ufak bir değer hatasının tüm sonucu etkilemesi belki de.."böyle olmamalıydı" cümlesidir can alıcı repliği bu oyunun..oyuncular durur, seyirciler durur, sahne durur..ışıklar söner bir an..perde inecek oyun bitecek sanılır ama inmez..oyun devam eder..tam bir dram halini almıştır epik olma yolunda ilerleyecektir nerdeyse zaman durmuş gibi hissedildiğinden..

her bakışın, her gülüşün, her kelimenin ayrı bir manasından oluşan ayrı bir dünya yaratılmıştır..gerçek dünya ile bu dünya arasındaki gel-git'lerde yaşanan adaptasyon zorlukları "acı" olarak geri dönecektir ruha..yüklenen manaların muhasebesinin tutulduğu gece yalnızlıklarında yakılan sigaranın dumanına takılı kalır gözler "evet evet ben yanılmıyorum!" bu keskin karar verilir ve mutlulukla konur kafa yastığa ertesi sabaha aynı manaların farklı fraksiyonlarını ertesi gece muhasebe edecek olmanın bilinci ile..

"yanlış anlamak" her zaman yanlış anlayanın suçu mudur acaba? "hani hırsızın hiç mi suçu yok?" sorusunu getirmez mi akla o zaman bu durum? yanlış anlaşılmak tedirginliğini yaşarken insan üstüne üstlük yanlış anlamış olmanın da yükünü kaldırabilecek kadar güçlü müdür peki? "evet evet ben yanılmıyorum!" keskin kararını verecek kadar, kendini kaptıracak kadar zayıf mıdır ya da? bir şeyleri sorguluyor olmak bir şeylere çare olacak mıdır en nihayetinde?

gerçekten olmak istediğin kişi olmayı ummak, gerçekten olduğun kişi ile karşılaşma anının yıkımında son darbeyi vuracak olan kendini kandırmadır..özel olmadığını anlamak farkındalıkların en ağırıdır..kendi ellerinle kurduğun hayal dünyanın başka ellerce yıkılmasına şahit olmaktır..duyguların enkazı altında kaldığında sen, sesini duyuramamaktır..zaten sesini duyacak kimsenin de olmamasıdır..

ekşisözlük...

başlıksız

neyi arıyorsan sen, O'sundur" der Mevlana.
Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık.
Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sürükleyip, kendi iç dünyamızın
derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır. Her ilişki, benliğimizde bir
kazıdır aslında, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü.
Her aşkta kendimizi ararız, o yüzden bulduklarımız benzerimizdir.
Resimlerini yan yana koyun sevdiklerinizin ve dikkatle bakın yüzlerine,
onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size.

Aşk denilen kaleydoskobun buzlu camına gözünüzü dayadığınızda,
binbir cam rengarenk ışıklar saçarak döndüğünde,
her seferinde bambaşka şekiller ördüğünü görürsünüz.
Her camda, farklı bir renginiz vardır; her şekilde sizden bir parça.
Aşklarınız hülasanızdır.
Sevdiğiniz her adam, beğendiğiniz her kadın farklı ruh hallerinizi ele
verir;
arada bir çevirdiniz mi kaleydoskopu, cam parçalar yer değiştirip yeni
şekiller alır; hepsi siz. Sevgilinizin gözlerindeki dolunay, sizdeki ışığın
yansımasıdır aslında;
dilindeki sizin ilhamınız, tenindeki sizin yansımanızdır.
Yoksa hala bir sevdiğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır.

Aşk, narsizmdir.
Sevda, çevrildikçe içinizin farklı ışıklarını yakan eğlenceli bir
kaleydoskop gibi başımızı döndürüyor.
Ve biz, hep baharı takip ederek dünyayı gezen bir gezgin gibi içimizdeki
eski baharları arıyoruz.
Narcissus'u bilirsiniz; Öyle heybetli ve güzelmiş ki, bakmaya dayanamazmış
kendine.
Gün boyu ayna karşısına geçip kara gözlerini, incecik burnunu,
dar kalçalarını, kıvırcık saçlarını seyredermiş hayran hayran.
Bir gün ırmak kenarında gezinirken, sudaki yansımasına ilişmiş gözü.
Uzanıp, iyice bakmak istemiş.
Tam gördüğünde kendisini, dengesini kaybedip düşüvermiş ırmağa, kapılıp
gitmiş suya. Yeryüzünün en güzel insanının öldüğünü duyan Tanrı,
unutulmaması için O'nu her bahar açan
güzel kokulu bir çiçeğe dönüştürmüş, Narcissus, nergis olmuş.
Kıssadan hisse, benden size tavsiye, taze bir nergis verin bugün
sevgilinize.
Sonra da, nerede baharsa mevsim, rotasını oraya çevirip içinizdeki eski
baharlara koşan bir gezgin gibi "Bahar getirdim sana" deyin. Baharın
elinizde olduğunu unutmadan.
Gözlerindeki ırmağa baktığınızda kendinizi göreceksiniz;
dikkat edin de hayran olup düşmeyin.
Düşüp bahar kokulu bir çiçeğe dönüşmeyin.

Can Dündar

bir kez daha....

"neyi arıyosan sen, osundur..
zulmü arıyosan zalim, aşkı arıyosan aşık.."
(Mevlana)



sana bi kez daha aşık oldum bunu okuyunca...insan her konuştuğunda karşısındakinin ruh eşi olduğunu bi kez daha anlayabilir mi??yada onun en ufak bi hareketiyle bile hayranlığı daha da artabilir mi??
sadece sevgi yok içimde sana karşı,hayranlık da var...ve bunu gördüğümde...hayranlığım sevgim...hepsi öylesine yakışıyo ki sana...sadece seni böylesine sevebilmek ve böylesine hayran olabilmek...
sadece sen...

17 Şubat 2009 Salı

en iyi arkadaşa aşık olmak...

aşık olduğun kimsenin en iyi arkadaşın haline gelmesiyle de olabilecek bir şey...

demiş ekşi'de biri...en iyi arkadaşlarımdan birisin sanırım şimdi...ben senin için öyle değilim ama biliyorum...

aşık olup susmak...

susup kalbini dinlemektir.âşık olup da susmak vardır, cümleler kurmak istersin, ama kuracağın tüm cümlelerin yetersiz kalacağını bilirsin, cümlelerin özeti bellidir sevda, ama sevdanın içi çok başkadır, anlatımı herkes için bambaşkadır, ama susarsın, çünkü bilirsin anlattıkların karşındakinin anlayabileceği kadardır, daha da ötesi yoktur. birden fuzuli gibi düşünmeye başlarsın sussan gönül razı değildir, söylesen tesiri yok gibi hissedersin. âşık olmak suskunluğu gerektirir, çünkü kalbinin sesini dinlersin, onu iyi dinleyebilmek için susman gerekir, susman gerekir ki kulak verebilesin. sen konuştuğunda belki kulak vermeyecek birileri varken, en güzeli senin kalbine kulak vermen değil midir?

kalp derki dinle beni
dinle ki söyleyebil seviyorum seni

insan aşık olduğunda susabilir, zaten adamlar şarkısını da yapmamış mı, bir gün bir çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem, alay edip güler misin yoksa sende sever misin? alay etsin ne olacak demeyin, duygular alayı kaldırmaz, alayı kaldırabilse zaten adı aşk olmaz. birde düşünsenize aşık olduğun kişi seninle alay ediyor, bir kere aşkı kaybettiğin yetmiyor gibi bir de aşık olduğun varlığın insan olmadığını anlamak zorunda kalırsın. o zaman dersin ki keşke bir çiçeği sevseydim, en azından adını gül kordum dikeni daha az incitici olurdu. bilirdin batacak olan dikeni. susmak kimi zaman çok şey anlatır. aşk suskunluğu kaldırır mı derseniz, işte onu bilen henüz yok, suskunluğu kaldırmıyorsa haykırsın seviyorum seni, ya da yardım istersin onur akın’dan “seviyorum seni ekmeği tuza banıp banıp yer gibi” ya da birden bir sanat müziği gelir dile

“git diyemem kal diyemem, sen goncasın gül diyemem çok severim, söylemem sorma güzel ne olursun”

15 Şubat 2009 Pazar

kocaeli

artık sende de kocaeli yazıyo:))) öyle mutlu oldum ki görünce...ne bileyim,sanki bi çeşit sözleşma imzaladın burda kalmak için,burdan gitmemek için...hep burda yanımda kalmak için...değişebilcek bi şey biliyorum ama ben mutlu oldum yine de...
bu kadar çok mu seviyorum seni??

14 Şubat 2009 Cumartesi

stardust


"you know when i said i knew little about love? that wasn't true. i know a lot about love. i've seen it, centuries and centuries of it, and it was the only thing that made watching your world bearable. all those wars. pain, lies, hate... it made me want to turn away and never look down again. but when i see the way that mankind loves... you could search to the furthest reaches of the universe and never find anything more beautiful. so yes, i know that love is unconditional. but i also know that it can be unpredictable, unexpected, uncontrollable, unbearable and strangely easy to mistake for loathing, and... what i'm trying to say, tristan is... i think i love you. is this love, tristan? i never imagined i'd know it for myself. my heart... it feels like my chest can barely contain it. like it's trying to escape because it doesn't belong to me anymore. it belongs to you. and if you wanted it, i'd wish for nothing in exchange - no gifts. no goods. no demonstrations of devotion. nothing but knowing you loved me too. just your heart, in exchange for mine."
"keşke seni daha çok sevseydim ya da hiç sevmeseydim.."

14 şubat


hem seninleydi hem de sensiz...hem çok yakındın bana,hem de çok uzak...
olmayacağını anladım gene...sana bi arkadaştan daha yakın olamayacağımı anladım...
sadece yanımda ol istiyourm,hayatımın her döneminde benden yardımını esirgeme,yanımda ol...sen olmazsan kolum kanadım olmaz gibi sanki...
ve o karanfil:)) senden alcaktım güya,hayalim öyleydi...senden olmadı ama sende dokundun ona:) o yüzden onu seçtim bende...
ahmet de olmasaydı...nerden çıktı ne diye durdu o kadar anlamadım...bi de o kadar fısır fısır ne konuştunuz...
neyse.....


bugün sen vardın yanımda herşeye rağmen...her ne kadar olmasan da...

11 Şubat 2009 Çarşamba

mutlu:))

beni bu kadar düşündüğünü bilmiyodum,gerçekten...benim için bu kadar endişelenmen,vapur saatlerine bakman,vapurun yanaşacağı yeri bile göstermen...sana bi kez daha aşık oldum inan buna...
şimdi öyle mutluyum ki,içim içime sağmıyo...sayende...
ve ahmeti de öğrendin sonunda:)) daha ne olsun:D
oysa ben bu gece,
yüreğim elimde,
sana bir sırrımı
söyleyecektim...



bir gece yüreğim elimde sana bu sırrı söyleyebilmek dileğiyle...

niye???

niye benimle konuşmuyosun ki şimdi???

gölge

sesimin gölgesi ol
şarkılar söylerken yanımda bulayım seni
hüzün gözlerinden akmasın
yarın çok geç hemen şimdi
ellerin
kirletirken
incitirken sokaklar düşlerimi
örseleyip yok ederken
yaşamak yüreğimi
içime saklan hep orda kal
her solukta duymalıyım seni
umudumda kal umrumda ol
sensiz anlamsızım sevgi



hep yanımda olsan,her solukta duysam seni...
hep umutlarımda olsan,ama bi o kadar da yanımda...hep umrumda,hep aklımda..ben de senin tabii
sensiz anlamsızım ki...

10 Şubat 2009 Salı

benim bütün "hayal"lerim seninle...

bugün ilk beraber hayalimizi kurduk:) bana ortak eczane açıcaz:)) sen patron olucan,parayı vericen.diploma da benden olcak...5 sene beraber çalıştıktan sonra da eczaneyi üstüme alcam...muvazaya karşıyım aslında ama "seninle her şeye varım ben":)
ben diplomayı almadan bi ay önce döşemeye başlıcaz içini eczanenin...diplomayı alır almaz da çalıştırmaya başlıcaz...sen kasada,şu an olduğu gibi...fakültenin karşısı bizim olcak:)
ve bi gün evlenirsem..."evlen tabii,ama kocan karışmasın ortaklığa" dedin ya...sen olmazsan...evlenmem ki ben...sensiz,sen o kadar yakınımdayken...başka biriyle nasıl olurum ben...nasıl yaşarım ki öyle...olmaz bu,yapamam...
senin için bütün ortaklıkları fes ediyorum:)) sen ol yanımda yeter...
ilk hayalimiz buydu ama...sanma ki tek hayalim bu....benim bütün rüyalarım,hayallerim,hayatım...hepsi seninle...

yaramaz ve tembel çocuk :)

ansızın gelecek gibisin
gözlerinde çocuk kaygılar
tam beni sevecek gibisin
ani bir yağmur...



keşke böyle ansızın gelsen...gözlerinde öyle bi masumluk var ki,öylesine bi temizlik...hani derler ya kalbinin güzelliği gözlerine vurur diye...buna şimdi daha çok inanıyorum...öyle temiz bi kalbin var ki...
keşke tam beni sevecek gibi olsan...
ani bi yağmurla...


doğum gününü kutlarken,içindeki masumiyeti,çocuğu,temizliği kaybetmemeni diliyorum diycem sanırım ilk başta...

7 Şubat 2009 Cumartesi

ya gidersen...

buralar gitsin,sen gitme...sen gitme...
düşüncesi bile deli etmeye yetiyo beni...az önce fd'nin buralar gitsin'i dinlerken doldu gözlerim gene...ben yapamam sensiz,sen olmadan çekemem bu şehri...sen varsın diye kaldım izmitte...istanbul bile tat vermiyodu sensiz,izmit'in hiç bi tadı kalmaz...hayatımın tadı kalmaz ki...hayatımın tat veren kısmı,"Sweet" kısmı sensin...sen olmazsan naparım ben...
"çok ağlarım,çürür gözlerim,gidersen eğer"..
ya haber vermeden bi gün atlayıp gidersen buralardan..bi "elveda"demeden..
beni bırakma nolur...

özlem...

geçiyor günler çabuk, geçiyor yine aklım sende
çırpınsamda çok geç artık ayrılık varmış serde

kurumuş gözlerinden akıyor yine gözyaşların
sen gibi mavi değil ama ben de bazen ağlarım

bir gün aksam da görsen kalbim senin sevgilim
belki bir gün sen de sevsen dünyalar benim göreceksin
bir gün olsun bulabilsem gerçek aşkı sevgiyi
buldum da ne oldu sanki ayrılık vakti

aşk ağına zamansız düşüyorum
ah bir başıma çaresiz eriyorum
bile bile...

bir gün aksam da görsen kalbim senin sevgilim
belki bir gün sen de sevsen dünyalar benim göreceksin
bir gün olsun bulabilsem gerçek aşkı,sevgiyi
buldum da ne oldu sanki ayrılık vakti

aşk ağına zamansız düşüyorum...






sadece sebepsiz değil.benimki sensiz aşk...
"bir gün aksam da görsen kalbim senin sevgilim
belki bir gün sen de sevsen dünyalar benim göreceksin" bu kısmında gözlerim doldu,ağladım resmen...seninle bu kadar dolu bi günden sonra ağlayacağımı pek sanmazdım...seni şimdiden çok özledim...

kıskanmak...

gerçekten kıskandın mı beni çok merak ediyorum...
ahmet öyle sarıldıktan sonra 'koray abi bizi de çeksen' demen...sonra o daracık yerlerden geçip benim yanımda durman...ama herşeye rağmen hiç dokunmaman...
geçen senle foto çekilmek için ne kadar uğraşmıştım...şimdi sen kendin geldin...belki canın istedi ahmetle ebruyla bi foto,ben üstüme alınıyorum...ama hiç plansız çıktın 'çekilelim' diye...keşke kıskandığın için gelmiş olsan...

6 Şubat 2009 Cuma

saatler...

bu gece bütün çift saatleri yakaladım...acaba sende özledin mi beni,gereçkten düşünüyo musun?? tek istediğim,tek düşündeğüm sensin halbuki...
bense senin az da olsa umrunda değilim sanırım...
saatler yalan söyler mi ki??benim baktıklarım söylüyo sanırım...hepsi senin beni düşündüğünü söylüyo...ama öyle olmadığını biliyorum...
bi de ne kadar çok şey yazmışım senle ilgili...özlemden oluyo sanırım bunlar...hiç deme daha dün görüştük diye...sana göre özlencek bişey yok tabii...eczaneden ayrıldığım anda başlıyo benim özlemim...
seni çok özledim canım...

5 Şubat 2009 Perşembe

aşk-ı memnu

bihterde,behlülde de seni görmeye başladım...iyice kafayı yiyorum sanırm...
bihterin o parfümü koklamasında bile sen vardın benim için...yazın senin parfümünü eczanede bulduğumda bende öyle yapardım çünkü...kimse görmeden içime çekerdim kokunu...sanki her solukta seni biraz daha sarıp sarmalıyo gibi...sana biraz daha yakın oluyo gibi...ellerini tutuyo,gözlerine bakıyo gibi...sanki her solukta,kokunu ne kadar çok içime çekersem seni o kadar yakınımda buluyomuşum gibi...sanki kokun bana yaklaştığı için daha çok geliyomuş gibi...öyle güzeldi ki seni koklamak...
şimdi bihter behlülün parfümü koklarken,öncesinde de behlül bihterinkini koklarken o günler geldi gözümün önüne...ve bunu yapan tek insan ben değilmişim,bunu anladım...
kavuşamayağını bile bile seven herkesin,bi çeşit avunma yöntemi belki de bu...tabii bunu yapabilecek kadar şanslı olanların...sevdiğini her solukta içine çekemeyenlerin,ona bi türlü dokunamayanların,hep yakınlarında olduğunu bilseler de hep çok uzak olduğunu bilenlerin bi çeşit avunma yöntemi...seni hep yakınımda bulurken,aslında bana çok uzak olduğunun bi kanıtı belki de...
belki de benim için aşk-ı memnu sensin...yasak aşkım...kavuşamayacak olsam da hep seveceğim insan...bana hep en yakın ama hep en uzak olacak insanlardan biri olduğun için aşk-ı memnu...en ulaşılmazım olduğun için...



seni seviyorum...

wherever he is, that's where my home is....

the notebook filminden unutulmayan repliklerden biri...işte hayatımı anlatan kısa ve öz bi söz...sen nerdeysen,evim orda...sen nerdeysen,ben orda nefes alabiliyorum,orda yaşayabiliyorum...seni seviyorum canım...

4 Şubat 2009 Çarşamba

hazır mısın??

tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak. evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin. sokağa fırlayacaksın. sokaklar da dar gelecek, tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi. ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü. kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin. birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan. "önemli olan sağlık..." "yaşamak güzel." "boş ver, her şey unutulur." sen hiçbirini duymayacaksın. gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin. ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin. hep ondan bahsetmek isteyeceksin. "ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp ”ne dedin?" diye sormayacaksın. yalnız kalmak isteyeceksin. hem de kalabalıkların arasında kaybolmak. ikisi de yetmeyecek. geçmişi düşüneceksin. neredeyse dakika dakika... ama kötüleri atlayarak… onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin. gittiğin yerlere gitmek… bu sana hiç iyi gelmeyecek. ama bile bile yapacaksın. biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın. aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin. hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin. aksini iddia edenlerden nefret edeceksin. herkesi ona benzetip, kimseyi onun yerine koyamayacaksın. hiçbir şey oyalamayacak seni. ilaçlara sığınacaksın. birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan... sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren… bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek. boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin. uyumak zor, uyanmak kolay olacak. sabahı iple çekeceksin. bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin. ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler. ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin. belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin. nafile... düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek. rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin. her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin. telefonun çalmasını bekleyeceksin aramayacağını bile bile. her çaldığında yüreğin ağzına gelecek. ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla. yüreğin burkulacak. canın yanacak. bir daha sevmemeye yemin edeceksin. hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden. onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın. defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin. yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin, onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek. ama bir umut... onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... bu umut seni gitmekten alıkoyacak. gel gitler içinde yaşayacaksın. buna yaşamak denirse. razı mısın bütün bunlara? hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye? o halde âşık olabilirsin.



kimse bana bunları söylemedi,hazır mısın diye de sormadı...ama sorsaydı biri,gerçekten ister misin deseydi,cevabım gene de evet olurdu...senin aşkın öyle güzel ki...bir daha sevmemeye yemin edersem de,bu sana olan aşkımın hiç bitmeyeceğinden emin olduğum için olurdu,aşkının acısından değil...senin aşkın,başıma gelen en güzel şey canım...

bulaşıcı:)


aşk gerçekten böyle bulaşıcı mıdır??benden sana bulaşır mı acaba??
böyle kalp çizsem,tam kalbimin üstüne,sonra da böyle sana sarılsam...sende de çıkar mı öyle bi kalp..sende bana sarılır mısın öyle??

mutluluk merkezi

bugün yeni mutluluk merkezime geldim...seni görmeye,yeni eczaneyi görmeye..ama en çok da seni...
çok güzel olmuş gerçekten,hepinizin ellerinize sağlık...sense hala uğraşıyosun...çalışıyosun,hala bişeyler yerleştirmeye çalışıyosun...sen öyle uğraşırken seni izlemek öyle güzel kiii.böyle dursam orda bütün gün,sana baksam...kafamı koysam masaya,sadece seni izlesem...saçlarını,bakışlarını...benimmişsin gibi hayaller kursam...sonra sen bi anda yanımda bitiversen,ben gözlerim kapalı,seninle ilgili hayaller kurarken...sonra gözlerimi açsam,bi anda karşımda seni görsem...şaşırsam ama mutlu olsam...saçlarıma dokunsan,kimse yokmuş etrafımızda gibi...
bugün yanımda uzanıp telefonu alırken,içim nasıl titredi biliyo musun??nefesim kesildi resmen,heyecandan...sanıırm sana hem bu kadar yakın olup,bu kadar ulaşılmaz olman gün geçtikçe daha çok dokunuyo bana...saçlarına dokunabilmeyi nasıl istedim bugün,bilemezsin...senin kokun olan bi yerde nefes alsam hep,ne güzel olur di mi???
konuşurken,yüzüme bakarken öyle tatlısın ki...gülmek nasıl da yakışıyo sana...hani diyorum ya bi tek ffs konuşuyoruz...hayatmdaki en mantıklı şey o gibi,sana yaklaşmak için yaptığım en mantıklı şey...bugün beni alsana kız demen:) şifremi vereyim oetleri çalıştır demen:) ama alamadım şifreni,unuttum,geri dönmeye de yüzüm olmadı...ama bu kadar güvendiğini bilmek bile çok güzel...
tamam hayatımdaki en yakışıklı erkek sen değilsin...ama en tatlısı,en temizkalplisi,yardımseveri,merhametlisi,sabırlısı...benim için en yakışıklısın,herşeyin en'i sensin hayatımda...seni çok seviyorummmmm...

2 Şubat 2009 Pazartesi

artık seninle ilgili en ufak bi şeyde ağlar oldum...senin burcunu okurken bile ağlayabilme özelliği kazanmışım farkında olmadan...
okuduğum her kelimede hayatımın insanı böyle olmalı dedim,zaten tam da seni tarif ediyodu aslında di mi??merhameti,aile babalığı,mükemmel eş oluşu...boğa burcu erkeği ve başak burcu kadını uyumu...sende ne yazıyosa benzer şeyler bende de yazıyo...mesela mükemmel eş:))
en çok da mükemmel uyumlu dedikçe içim kötü oldu...bu kadar uyumluyuz ama hiç bi sonumuz olmayacak diye düşündüm...seni hep uzaktan izlemeye mahkum kalıcam sanırım...ya da uzaktan da olsa izlemeye razıyım,yeter ki gitme bi yerlere,bu şehri terk etme...beni bilmesen de beni bırakma...

tam zamanı...

hep böyle şanssız olmuşumdur hayatta..neyi çok istediysem hep bi aksilik çıkar ve ben yapamam onu...ama seninle ilgili konularda daha sık oluyo bu...
dün tek istediğim senin yanında olmaktı,seninle bütün gün eczanede olabilmekti...ne kadar yorulacağımın,ne kadar hasta olduğumun hiç bi önemi yoktu benim için..tek önemli olan sendin,ben kendimden vazgeçeli çok olmuştu zaten...2 hafta boyunca hayalini kurdum ben o günün,beraber yerleştirecektik belki de rafları,belki herkes eşli olacaktı ve benimki de sen...sonra çıkışta beni eve bırakacaktın geç oldu diye...az da olsa seninle başbaşa kalabilecektik..
sahi ne konuşurduk başbaşa kalsak??ffs mi olurdu gene,anew mi???ne konuşuyoruz ki başka dimi?? belki de konuşacak bişey bulamaz susardık...ben sustuklarına anlamlar yüklemeye çalışırdım,yanımdasın diye mutlu olurdum...gülüşürdük belki gene...
sonra arabadan inerken elini sıkardım belki bu sefer,elinin sıcaklığını hissederdim...kalbimin çarğışının sesini duyar mıydın o sessizlikte??duyardın büyük ihtimalle,duymasan bile hissederdin belki...sonra yanağını uzatırdın belki,usulca uzanıp öperdim,güle güle demek için...işte o zmn kesin duyardın kalbimi...arabadan inerdim,sen gidene kadar apartmanın kapısında seni izlerdim...
sonra ben tüm gece uykusuz kalıp seni düşünmeye devam edicektim...hayatımı beraber geçirmek istediğim insan diyip bi sürü hayal kuracaktım her geceki gibi...bütün günün mutluluğu yanında yorgunluğumu unuturdum...yorgunluğum hastalığım...o mutlulukla aklımda kalır mıydı sanıyosun??
ama babam...hastayım diye yollamadı ki...o kadar çok istediğimi biliyodu,söz verdiğimi de biliyodu...onu da suçlayamıyorum ki çok fazla,iyiliğim için diyo biliyorum...kendi kızım olsa,ve daha bi kaç gün önce gözlerimin önünde bayılsa ben de yollamazdım sanırım...evde dinlensin,iyileşsin derdim..ne kadar 'iyiyim,bi şeyim yok' desem de daha tam anlamıyla iyileşmedim biliyorum bende...
ama ben seni istemiştim sadece..seninle bişeyler daha paylaşabilmek istedim...
şimdi eczaneye eldiğimde kaçak diyeceksin bana gene...gene bi bahane buldun gelmedin diyeceksin...hastaydım diycem bende...hepinize tek tek anlatmaya çalışıcam hasta olduğumu...ve ne zaman yardımdan kaçtım ki diycem...
ben sadece seni istemiştim,sadece sen...